Çek bir gazlı içecek!

Biraz önce posta kutuma bir e-mail geldi.
İçeriği özetle şöyle; Bir Filistinli kardeşin canlı bomba olması ihtimali üzerine İsrailli askerler tarafından göz altına alınışı ve kelepçelenmesi kare kare fotoğrafa alınmış ve altına etkileyici cümleler yazılmış. Ve bu e-mailin iletilmesi istenmiş. Buraya kadar herşey normal, günlük telaşlardan unuttuğumuz insanlığımızı -bizi biraz sallayarak da olsa– hatırlatmak üzerine yapılmış faydalı bir çalışma.

Ama e-mail devam ediyor. “Bilmemne gazlı içeceğini alarak bu zulme ortak olduğunuzu biliyor musunuz?” diye devam eden ve gazlı içecek firmasının gelirlerinin doğrudan İsrail’e aktarıldığını delilleriyle göstermek isteyen ikinci bölüm karşınıza çıkıyor.

İşte tam bu noktada durmak lazım!

Bu e-maili gönderen adamın hedefini sorgulamak gerekli çünkü. Acaba bu kişinin amacı ne? Gerçekten Filistin sorununa dikkat çekmek mi? Yoksa bilmemne gazlı içecek firmasını kötülemek hatta alternatiflerine dikkat çekmek mi? Yoksa birileri Filistin sorununu mu kullanıyor?

Filistin i kullanmak, Filistin le olan din kardeşleğimizi kullanmak, bunu insani ögelerle süslemek yolu ile bir çok kutsalı sömüren insanlar acaba bu yaptıklarının yanlışlığının bilincindeler mi?

Hayır hayır, hiç sanmıyorum, cepler dolsun da, gerisi bahane, eğer bu gibi kampanyalarda samimi olsalar, “gelirimizin yüzde bilmemkaçını Filistin e aktarıyoruz!” demeleri gerekmez miydi?

Son 5 senede ülkemizde ciddi bir din baron’ ları sınıfı türediğinin farkında mısınız? Ticaret hayatının tüm gerekliliklerini -hiç bir kritere bakmadan- yerine getiren (hatta bu uğurda temel dinamiklerimizi alet olarak kullanan) lafa geldiğininde “mangalda kül bırakmayan” ancak gösterişli ramazan davetleri gibi reklamdan öte gitmeyen aktiviteler dışında entellüektel altyapısı ve çalışması bulunmayan bir sınıf.

4X4 ile sokakta fink atarken Filistin li kardeşimin durumunu düşündü mü acaba bu insan-cık. Bindiği araba üreticisinin gelirlerinin de İsrail e gönderildiğini düşündü mü? (Yok yok henüz otomotiv sektörüne girmediler, yakında girerlerse o araç üreticilerinin de israil e çalıştığı akıllarına gelir, hiç meraklanmayın) Ya da üzerindeki Vakko marka takım elbisenin gelirlerinin kime gittiğinin farkında mı? (bkz biz museviler patronuz siz türkler işçisiniz )

Memleketimizin “köylü zihniyetli” insanları, o gazlı içeceği içerken büyük bir huşu, huzur ve ibadet hissi ile dolarlar, çünkü boykot ettikleri o gazlı içecek ile israil e yardım etmemişlerdir.

Köylü zihniyeti üzerinde uzun uzun durulası bir konu, ama bu konuyu en iyi tahlil edenlerden biri de Mehmet Şevket Eygi galiba.

Vesselam.

Edit:

http://site.mynet.com/mavidus_44/mynet_resimlerim/cola.jpg 

e-mail de gelen Bu adresteki resim sanki gazlı içecek firmasının reklamıymış gibi gösterilmiş, ancak gerçekte araştırma yapıldığında bu resmin geniş bir organizasyonun boykot reklamlarından biri olduğu anlaşıldı. Böylece olaya iftira da eklenmiş oldu. Bilgilerinize..

Büyük Fethin 555. Yıldönümü, Kutlu Olsun!

Bundan 555 yıl önce, 29 Mayıs 1453 günü, Fatih Sultan Mehmet Han ve kutlu ordusu, “insanları zulümden kurtarmak, hakkı ve adaleti yaymak” için, İstanbul’u fethederek Ortaçağı kapatıp Yeniçağ’ı açtılar,

Bu kutlu fetih gününü hakkıyla anlamak, yaşamak ve yaşatmak dileği ile,

Fethiniz kutlu olsun!

Fetihs-1 Fetihs-2 Fetihs-3 Fetihs-4 Fetihs-5

(Lütfen 15 dakikanızı ayırıp, resimlerin üzerine tıklatarak belgeyi okuyunuz)

fetihm-1.jpg (137 KB)

fetihm-2.jpg (158 KB)

fetihm-3.jpg (167 KB)

fetihm-4.jpg (157 KB)

fetihm-5.jpg (183 KB)

Sitelerdeki Örümcek Sorunsalı

SpiderBir süre önce site istatiklerine bakarken son 24 saat içinde normalden %30–%40 daha fazla trafik olduğunu görüp sorunun ne olduğunu çözümlemeye karar verdim.

downloadready.com un google’da indeksli (allinurl:.downloadready.com ) 206.000 sayfası var, bir kaç popüler sitem daha var ki, Google tarafından aranabilen ortalama 1.000.000 sayfa içeriğin sahibiyim. Bu durumda robotların sitede dolaşmalarında bir sorun olmamalı diye düşünülebilir.

Ancak olayın aslının başka olduğunu anlamam çok uzun sürmedi. Internet Bant genişliği ve sunucu donanımı fiyatları ucuzladıkça yeni bir Google oluşturma hayali ile her önüne gelen spider yazıp Internet alemin “salmaya” başladı. (spider: web sitelerinin içeriklerini tarayarak yerel veritabanına kaydeden program, ağda gezen örümcek)

Normalde site yöneticileri spider’ların siteye gelmesinden mutsuz olmayabilirler. Çünkü sitenin indekslenmesi başka ziyaretçilerin siteyi farklı yollarla bulması demektir. Ancak eğer indekslenen siteler hiç bir yerde yayınlanmıyorsa? Heves ile işe başlayıp sonra bu işin ne kadar zor olacağını ve Google ile başedilemeyeceğini anlayanlar teker teker bu işi bırakıyorlar. (Altavista nın geçmişteki ihtişamını ve bugün arama içeriğini kimden aldığını düşünün) Ama işi bırakıncaya kadar da boşu boşuna Internet bant genişliği harcıyorlar.

Kim ne derse desin bant genişliği hala çok kıymetli. Hele ki sayfalar dinamik olarak üretiliyorsa (dinamik sayfa üretmeyen site kaldı mı?) o zaman

gereksiz sorgu=bant genişliği+işlemci gücü+hafıza kullanımı

demek. Ben bilgisayarımın kaynaklarını boş yere kullandırtmam! diye düşündüm ve şunları yaptım.

1. Trafiği hangi robotların yaptığını izleyin. Bunun için en ideal yol raw web log larını kullanmak (raw log: işleme tabi tutulmamış metin dosyası. access.log ismi ile kaydedilmiş olabilir) Bu dosyaya bakınca:

64.1.215.166 - - [08/Feb/2008:00:12:10 +0200] “GET /index.htm HTTP/1.0″ 200 145933 “-” “Mozilla/5.0 (Twiceler-0.9 http://www.cuill.com/twiceler/robot.html)”

Arka arkay sürekli dosya okuyan ve bu işlemi çok kısa aralıklarla yapan programlar spider ya da robot olarak adlandırılır. İlk bakışta benim tespit ettiğim gereksiz robotlar: searchme, majesctic12 ve cuill oldu.

Majestic adı verilen robot, bant genişliği ve donanım kaynakları bağışında bulunan gönüllüler tarafından yürütülen bir “dağıtılmış ağ” çalışmasıymış. Bir kulanıcının bir günde 230 GB. bant genişliği hediye ettiğini görünce bu robotu bloklamak “farz” oldu.

2. Her 3 örümceğin yazarına e-mail atarak IP adres bloğumu belirttim ve bu ip adresindeki sitelerin taranmamasını rica ettim. Sadece cuill den cevap geldi ve robots.txt dosyasına cuill robotunu eklemem istendi.

User-agent: Twiceler
Disallow: /

gibi bir satırla, güya artık cuill robotu benim sitemi indekslemeyecekti. Dediklerini yaptım ve diğer robotlarla birlikte robots.txt dosyasında robotları belirttim. Aradan geçen 1 hafta içerisinde robots.txt dosyasını okuyan robotların sadece işi kuralına göre yapan büyük robotlar olduğunu anladım. Yani maalesef bu yol işe yaramadı.

3. IPTables ile işi kökünden çözmeye karar verdim. Uygulama düzeyindeki çözümler maalesef işi spider ın insiyatifine bırakıyordu. IPTables kernel tabanlı bir paket filtreleme ve yönlendirme programı, tüm modern linux işletim sistemi çekirdeklerinde destek yüklü gelmekte.

[root@ns ~]# iptables -L

komutu ile iptables in yüklü olup olmadığını, yüklü ise hazırda verilen kuralları görebilirsiniz.

iptables ile yapabilecekleriniz saymakla bitmez, en temelinde paket filtreleyici olarak kullanabilirsiniz. Bir kaynaktan gelen, bir kaynağa giden, bir porta gelen, bir protokol ile gelen… paketleri kabul edebilir, reddedebilir ya da yönlendirebilirsiniz. Bir kaynaktan gelen paketleri filtreleyerek istemediğiniz IP adreslerinin bilgisayarınıza bağlanmasını da engelleyebilirsiniz, spider lar dahil!

iptables -I INPUT -s Engellenecek.IP.Adres.i  -j DROP

komutu ile istediğini IP adresini engellersiniz. Ben siteme gelmesini istemediğim bu 3 robotu engellemek için:

iptables -I INPUT -s 208.111.154.16  -j DROP
iptables -I INPUT -s 205.209.158.200  -j DROP
iptables -I INPUT -s 38.99.44.105  -j DROP

komutlarını verdim, sonuçları ise:

[root@ns ~]# iptables -L
Chain INPUT (policy DROP)
target     prot opt source               destination
DROP       all  –  crawl-14.cuill.com   anywhere
DROP       all  –  205.209.158.200      anywhere
DROP       all  –  crawl2.nat.svl.searchme.com  anywhere

Google ya da Yahoo! nun tekel olması taraftarı değilim, bunların karşısındaki hakia türü oluşumları da destekliyorum. Ancak robotların oyunu kuralına göre oynamaları ve en azından 100 de 3 geri dönüşüm sağlamaları gerekiyor ki, onlara katlanmaya devam edebilelim.

Edit (23 Mayıs 2008): 
Paylaşılan sunucu kullananlar, Iptables kullanamadıkları için bu robotları bloke edemeyeceklerini söylediler, aynı işi yapabileceğiniz bir diğer yöntem ise .htaccess dosyası kullanmak:

webroot unda .htaccess dosyasının içine:

RewriteCond %{REMOTE_ADDR} ^IPAdresi$
RewriteRule ^.*$ http://www.google.com/ [L]
RewriteCond %{REMOTE_ADDR} ^208.111.154.16$
RewriteRule ^.*$ http://www.google.com/ [L]

gibi bir tanımlama ile IP Adresinden gelen bağlantıları google a yönlendirebilirsiniz.

Bazı kişisel robotlar da, sitenin kaynaklarını acımasızca kullanabiliyorlar. Örneğin wget ile bir site baştan aşağıya indirilebilir. Bunu engellemek için ise:

RewriteCond %{HTTP_USER_AGENT} ^(wget|FlashGet|….)  [NC]

gibi bir tanımlama yapabilirsiniz.

Cell-Su’nun Büyük Başarısı

Mebprojelogo1Milli Eğitim Bakanlığı 2007–2008 Proje Yarışmasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri alanında Bursa Demirtaşpaşa Teknik Lisesi öğrencileri nin hazırladığı Cell-Su projesi Türkiye 3. sü olarak büyük bir başarıya imza attı.

Pirigroup olarak telemetri cihazları ve teknik olarak destelediğimiz Cell-Su projesinin büyük başarısı ile gururlandık. 

Projenin amacı, “Küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan susuzluktan etkilenebilecek okulların online tespiti, susuz kalma durumunda olan okullların durumunu internetten merkezi olarak takip etmek. İnternetten Merkezi Planlama ve Koordinasyonu sağlayarak eğitimin aksamasını önlemek.”

 

Projenin hedefleri,
1. Okul depolarındaki su miktarının online takibi,
2. Su takviyesi yapılacak okulların önceden otomatik olarak tespit edilmesi,
3. En az ve en çok su kullanan okulların (öğrenci sayılarına göre) tespiti ve duyurulması,
4. Okullardaki diğer normal dışı durumların (don olayı vb.) kontrol edilebilmesi,
5. Normal dışı su tüketimi ve kaçaklarının online tespiti,
6. Projenin enerji sarfiyatının az olması, kablosuz iletişim sağlaması,
7. Cep telefonu teknolojisinin kullanması ve uzaktan müdahaleye imkan vermesi,
8. Online bilgilendirmelerin aynı zamanda SMS ile yapılabilmesi,
9. Su takviyesi yapılan okulun anında tespit edilmesi,
10. Okul ana deposuna su takviyesi yapılmasıyla birlikte otomatik olarak diğer bina üzerindeki veya farklı yerlerdeki depolara su pompalaması ve depolar dolduğunda motoru durdurması, (bu işlemlerin online haberleşmeyi sağlayan cihazlarla yapılması)
11. Sistemin Cep telefonu teknolojisini kullanması ve GPRS yöntemiyle bilgi göndermesi maliyetinin düşük olması,
12. Okulda su kaçağı olduğunda internet üzerinden hattaki suyu kesebilme özelliği olması,

 

Continue reading ‘Cell-Su’nun Büyük Başarısı’

Nexeye Nasıl Başladı (#1)

Çevremdeki bir kac kişi Nexeye ürününün nasıl ve nereden başladığını, nasıl geliştirildiğini ve nereye varmak istediğini sorduklarında he defasında büyük bir heyecan ile başlıyorum anlatmaya…

Yok yok, artık “blog umda var, oradan okuyun” diyeceğim! (Okumak isteyenler buyursun, yorumlamak isteyenler, lütfen çekinmeden yorumlasın, kim bilir belki de yerli yazılımcılar için yazılım ihracı konusunda başlangıç oluşturabiliriz bile!)

Hikaye uzun, en iyisi biraz yakın tarihten alalım, 1999 yılında korhan Kaya’nın Aggressor ekibine davet etmesi ile başladı profesyonel kod yazma merak/hevesim. O zamana kadar yazdıklarım vasatın ötesine geçememişti.  Network altyapıları ve güvenliği konusunda okuyor/yazıyor ama program yazmanın uzun ve meşakkatli bir iş olduğunu bildiğimden uzak durmaya çalışıyordum.

AGIS te çalışmaya başladığım günler (Korhan için kesinlikle değildir :) ama benim için öyle) bir milat oldu.  AGIS artık Türkiye’de bir şeyler yapabilme umudunu yitirmiş, gözünü Amerika merkezli risk sermayesine dikmiş ve süratle sermaye arayışında idi. Benim dahil olduğum günlerde Korhan IDS tarafını bitirmeye çabalıyordu. (Kim bilir belki Korhan ya da şirket patronu Mustafa Bey de o günlerle ilgili bir şeyler söylemek isterler) İşin tadının kaçtığı günlerden biriydi ve günlerden 17 Ağustos’tu, Türkiye’nin belki de en kara günü, Mecidiyeköy Ofis Marmara depremi ile sallanırken ben hala monitorün karşısında pinekliyordum.

Depremden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Üniversiteden yeni mezun “junior” networkçu ya da programcıya kim iş verirdi ki? Üstüne bir de çok geçmeden ekonomik kriz patlayınca iş bulma umutları daha da zorlaşmıştı.

Bu sırada ben -kesinlikle zorunluluktan ama iyi ki almışım- bir kac veritabanı programlaması aldım. Delphi altında BDE kullanarak yazarken (o zaman en rahat kaynak Delphi konusunda bulunuyordu, hem çevremde bilgi alabileceğim bir kaç kişi de vardı) bir taraftan da ağ ve ağ güvenliği konularında okumaya devam ediyordum.

Bir gün Melikşah (Trscene ciler MrChaos olarak tanırlar) ile konuşurken, ağda internet bağlantılarını kısıtlayabilecek bir program yazarsam bunu pazarlayabileceğini söyledi. bu arada ben veritabanı projelerine iyice gömülmüş durumda idim. O anda durdum ve düşündüm, yazmaktan hiç hazzetmediğim halde neden veritabanı yazıyordum? Artık yeter diyerek Melikşah ın da gazı ile başladım bir ağ izleme programı yazmaya.

Aslında mynetmon u 2001 yılında  piyasaya sürmüş ve ücretsiz olarak dağıtmaktaydım. Sanırım 2003 ten sonra hiç güncellemedim. Ama o yıllarda gerçekten yenilikçi bir ara yüze sahip olmalı ki, eeye ın Iris i bir yıla yakın bir süre sonra çok benzer bir arabirim kullanarak ticari yazılımını piyasaya sürdü.

nexeye ın ilk çalışan demosu 2005 yılında arkadaşlarıma tanıttığım hali idi. Form üzerinde butonlar uçuşsa da, artık bir motor vardı ve temel özellikleri oluşmaya başlamıştı. (Devamı 2. Bölümde)

Sınırlı Kullanıcı Hakları

Temiznet-thGeçen sene yazdığım bir kişisel içerik filtreleme programını (TemizNet) firewall ve içerik filtreleme yazılımlarının sadece yönetici haklarına sahip kullanıcılar tarafından kullanılabileceğini varsayarak kodlamıştım.

Ama bir çok makul nedenden Windows XP, kısıtlı kullanıcı olarak kullanıcılara kullandırtılıyor. Kısıtlı kullanıcı bilgisayara program yükleyemediği ve/veya zararlı programlar bilgisayara yerleşemediği için etkili bir korunma enstrümanı.

Ancak bu durum, kısıtlı kullanıcıların normal programları kullanmasını da engelliyor, çünkü kısıtlı kullanıcı registry e yazamıyor ve programın kurulu olduğu klasördeki dosyaları ya okuyamıyor ya da güncelleyemiyor.

Söz konusu olan bir kişisel firewall yazılımı olduğunda winsock a inject olarak winsock üzerinden geçen trafiği izlemek en iyi çözüm. (Bir ya da daha fazla uygulamaya inject olmak başka bir yazının konusu olabilir) Ancak process lerin çağrılarını araya girip dinlemek için Administrator Haklarına sahip olmak gerekiyor. Bir de firewall rule larının sürekli güncellenerek bir dosyadan okunması gerektiğinde (aynı ayar dosyasını iki uygulama birden açacak, biri yazarken diğeri canlı olarak ondan okuyacak, bu işlemede MMF memory mapped file adı verilir.) yönetici hakları kesin gerekli gibi duruyor.

Biraz araştırma yaptığımda programların büyük çoğunluğunun limitli kullanıcı desteği vermediğini gördüm! Bu durumda programı çalıştırmak için gerekli ayarları yapmak bilgisayar kullanıcısına kalıyor. Eğer siz de bilgisayarınızda kısıtlı kullanıcı için program çalıştırtmak isterseniz ya da kısıtlı kullanıcıların da kullanabileceği programlar yazmak isterseniz bundan sonrasını takip edin!

Ve Çözüm,

1. İlk olarak bu uygulamayı yönetici hakları ile çalıştırtarak ek ayar yapmadan çözmeyi denedim. Exe dosyasına sağ tıklatarak “Run As” seçeneğini seçip Administrator ya da yetkili kullanıcı ismi vererek parolasını girdiğinizde program çalışıyor. Ama bunu her bilgisayar açıldığında yapmak imkansız! Limitli kullanıcıya Administrator şifresini de vermemelisiniz, o zaman bu seçenek sürekli kullanım için uygun değil.

2. Sistem araçlarındaki Zamanlanmış Görevleri kullanmak. Yeni bir zamanlanmış görev eklersiniz ve Ne zaman seçeneğine, “When my computer starts” dedikten sonra Admin yetkili kullanıcı adı şifre bilgisini verirsiniz. Bu seçenek programların 90% sinde çalışacaktır. Eğer elinizde varolan bir programı kısıtlı kullanıcı olarak çalıştıracaksanız bu seçeneği tavsiye ederim.

3. Ancak programcı iseniz, maalesef kurulum manual’inde “Zamanlanmış Görev eklemelisiniz” diyemezsiniz. Kurulum esnasında sorunu çözmelisiniz. Bu durumda, program klasörü ile programın kullanacağı anahtarlar için kısıtlı kullanıcılara yazma/güncelleme yetkisi vermelisiniz. Bunun için:

a. SetACL’i kullanarak programınız içerisinde kullanıcı haklarına müdahale etmelisiniz. http://setacl.sourceforge.net/ Siteden OCX dosyasını çekerek herhangi bir programlama dilinde kullanabilirsiniz. Bu eklenti ile dosya ve klasörlere, registry deki haklara müdahale edebilirsiniz. Kullanımı gayet kolay olan eklenti ile Admin haklarına sahip bir kullanıcı hak kontrolü yapabilir.

b. Setup oluşturduğunuz program (Installshield, InnoSetup..) ile, kurulum esnasında gerekli hakları atamak. Ben bu projede Innosetup kullandım.  Innosetup içerisinde registry ayarlarında:

Root: HKLM; Subkey: SOFTWARE\Programınız; Permissions: users-full; Flags: createvalueifdoesntexist uninsdeletevalue

dediğinizde Programınız altındaki keylere Users grubuna dahil edilmiş tüm kullanıcılar (değiştirilmediği sürece kısıtlı kullanıcılar da) full yetkiye sahip olacaklar ve sorunsuz çalışabilecekler. Ayrıca Files grubunda

Source: ayarlar.dat; DestDir: {app}; Flags: ignoreversion; Permissions: users-full

dediğinizde ayarlar.dat dosyasında tüm kullanıcılar tüm haklara sahip olacaklar. Böylece kurulum anında gerekli ayarlamalar yapılacak ve sorunsuzca programınız çalışacaktır.

Windows Vista cephesinde de durum farklı değil. Aynı yöntemler ile Windows Vista altında da kısıtlı kullanıcı modunda programlarınızı çalıştırabilirsiniz.

Burada ayarlar ile ilgili bilgilendirmeyi üstünkörü geçmiş olabilirim. Benimle iletişim kurarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Tags: , , , ,

2 Yeni Program 1 Yeni Proje

Yazmayalı yine uzun zaman olmuş. Ara tatilden döndükten sonra yine yoğun bir temponun içine düştüm.

Websniffer-thBir taraftan Nexeye Monitor’un yeni sürümünü test ederken bir taraftan da Nexeye WebSniffer ı tamamlamaya çalışıyorum. Nexeye WebSniffer, Nexeye Monitor ile ücretsiz dağıtılacak ayrı bir program. Ağdaki web paketlerini toplayarak dosyaya dönüştürüyor. Evet, gerçekten. A kullanıcısı web de gezinirken bilgisayar ekranında görüntülenen html, css, jpg… hatta indirdiği MP3, zip… dosyalarının bir kopyası WebSniffer programın kurulu olduğu bilgisayarda oluşturulacak. Hem de A kullanıcısının bilgisayarına hiç bir ek yazılım yüklemeden! Nexeye WebSniffer ın daha kararlı çalışması için testler devam ediyor.

 

Scadadesigner-thBir taraftan Scada projelerinde kullanılmak üzere Scada ekran tasarımı yapan vektörel bir program yazdım. Emsalleri için +200 USD ödemek gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda ve her kuruma bir lisans alınması gerektiği düşünüldüğünde bur programı yazmak gerekliliğini hissettim. Sonuçta projelerde kurumlara ücretsiz verilecek bu program ortaya çıktı. SVG export verebilmesi nedeni ile export edilen scada ekranı hem web projelerinde hem de executable programlarda kullanılabilir. Program içerisinde geniş bir sembol kütüphanesi de mevcut. Programa OPC Server desteği de eklersem belki piyasaya bile sürülebilir. (OPC, UDP ile otomasyon cihazlarından bilgisayara veri aktarımı sağlayan bir standart)

 

Bocuk

Ve, Bocuk, hobi projem. Modtronix in SBC65EC ethernet kartı modeli. Üzerinde 12 analog, 32 dijital I/O bulunması otomasyoncuları ilgilendirir galiba. Beni ilgilendiren tarafı üzerinde TCP/IP stack bulunması. Hatta abartıp üzerine bir de web sunucu koymuşlar. Cihaz ın üzerine koyduğum küçük bir program ile 33. portuna gelen web isteklerini internet e forward ettiriyorum. Yani basit bir proxy server gibi çalışıyor. Cihazın isminin Bocuk olmasının nedeni ise, küçük boyutları ile, herhangi bir switch portuna girdiğinizde iç ağdan dışarıya paket kaçırabilmesi ;)

 

Nexeye WebSniffer Nexeye Monitor un ilk yeni sürümüne bundle edilecek, Scada tasarım programını test etmek isterseniz benimle iletişim kurabilirsiniz. Bocuk ise muhtemelen hiç bir zaman yayınlanmayacak bir proje, proxy kaynak kodlarının benden isteyebilirsiniz.

 

Ara Tatil

Ara tatilde Konya ve Antalya’daydık. Konya da kara yakalanıp birkaç gün mahsur kaldıktan sonra, Torosları geçer geçmez güneşin sıcak yüzü kendini göstermeye başladı. 4 Şubat’ta Belek böyleydi.

Belek

Bir taraftan güneş banyosu yapıp diğer taraftan Beleğin kış sakinliği ve güzelliğinin tadını çıkardık.

6 Şubat Sabahı saat 07 sularında Alanya böyle gözüküyordu:

A2t

Oysa televizyonlar tipi ve kardan, kapanan köy yollarından ve araç sürücülerinin zincirsiz-çekme halatsız yola çıkmamalarından bahsediyorlardı. O günün öğleninde sıcaklık 20 derece dolaylarında idi.

Ve güneşin batışı, Alanya, sessizlik, biraz hüzün kokulu ama ne olursa olsun haz verici bir görünüm

A3t

Tatil bitip de yeniden Bursa ya dönmek, puslu bir havayla karşılaşıp hemen arkasından kar görmek pek de hoş olmadı :) +

 

Bana Abdülhamid ini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

tugraNecip Fazıl Kısakürek, Ulu Hakan II. Abdülhamid Han adlı eserini böyle bitirmiş:

Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır.

1. Onun nazarında Sultan Abdülhamid’e aydınların nasıl baktığına göre, bakanların dünya görüşleri, ufukları, ufuksuzlukları, tarihimize ve bugünümüze dair neler düşündükleri ve teklif ettikleri rahatlıkla tespit edilebilirdi. Velhasıl, ‘Bana Abdülhamid’ini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!’ sözüyle özetlenebilir onun görüşü. Dolayısıyla Necip Fazıl’ın “Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır” tespitini bir milletin ‘kimlik teşhisi’ çabası bağlamında anlamak gerekmektedir.

2. Chicago’da 1893 yılında düzenlenen Dünya Fuarı’na davet mektubu gelmesi üzerine Abdülhamid’in hükümete, fuara katılma emrini vermesidir. Ama hangi şartla? Abdülhamid’in Oryantalizmin Osmanlı’ya bakışındaki tahkir ve tezyif edici bakışa nasıl bilinçli bir şekilde direndiğini bu şarttan anlıyoruz. Onun TRT’nin son Eurovision şarkı yarışmasında yaptığı gibi Oryantalizmin bize layık gördüğü imajı gönüllü olarak giymek ve Mevlevi “göstericileri”ni artık manası iyice fersudeleşmiş birer rakkas (ve rakkase) gibi takdim ederek puan toplamaya çalışmak tavrından iğrendiğini görüyoruz. Nitekim fuarda İslâmın sembolü olan bir caminin yanı sıra Osmanlı ürünlerinin satıldığı bir kapalı çarşı maketinin yapılmasını istemiştir. Mevlevi dervişlerinin sema gösterisi teklifine ve camide namaz kılan Müslüman konu mankenlerinin ’sergilenmesi’ teklifine ise karşı çıkmıştır. Cami, kimlik göstergesi olarak vardır ama Osmanlılar sadece seyirlik bir nesne değil, harıl harıl çalışıp üreten kanlı canlı birer öznedir bu mantığa göre. Böylece Sultan II. Abdülhamid’in 1893′lerde Mevlevilerin sema gösterisi karşısında gösterdiği şuurlu direniş, 2006 Türkiye’sinde eski “İslamcı”, yeni “Muhafazakâr Demokrat” yönetim taratından Mevlevi ekibinin Avrupa’ya bir şirinlik muskası şeklinde sunulması laubaliliğine gelip dayanmış bulunmaktadır.

3. Pasteur, kuduz aşısını 1885 yılında uygulamaya koymuştur. Sultan Abdülhamid, haberdar olur olmaz İstanbul’da bir Kuduz Hastanesi (Dârii’l-Kulb Tedavihanesi) açılması için harekete geçmiş ve hastane iki yıl içerisinde inşa edilmiştir. Aynı zamanda “Evliya” lakabıyla tanınan ilk mikrobiyologlarımızdan Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey (1839-1896) -ki Türkçe tıp eğitiminin gerçekleştirilmesinde büyük emeği geçmiştir- 1886 yılında, kuduz aşısının bulunuşundan hemen bir yıl sonra Zoiros Paşa ve Veteriner Hüseyin Hulki beylerle birlikte Paris’e gönderilerek Pasteur Ens-titüsü’nde çalışmış, döndükten sonra da Kuduz Hastanesi’nde görev yapmıştır. Pasteur’ün yanında yapbğı çalışmalar hemen semeresini vermiş ve Hüseyin Remzi Bey, 1888-89′da Kuduz Aşısı adlı bir kitap yazarak hem Paris’de gördüklerini anlatmış, hem de aşı hakkında ülkemizde ilk bilimsel bilgileri vermiştir.

Mustafa ARMAĞAN’ın “Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı” isimli kitabından yapılan 3 alıntı, Sultan’ın dünya görüşünü açıklaması bakımından bana bir hayli manidar geldi. Bir dizideki Abdülhamid’e suikast gerçekleştirmeye çalışan “Delikanlı Mustafa” ve baskıcı Abdülhamid portresi ve resmi kitaplardaki Abdülhamid Han imajının tekrar üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.

Olayın özünde, 100 yılı aşkın süredir şu çekişme yatıyor. “Bana Abdülhamid ini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” Benim bildiğim Abdülhamid Han işte yukarıda küçücük 2 anekdot tan bile anlayabileceğiniz Sultan Koca Abdülhamid Han’dır. Ne mutlu bizlere ki, han’ımızın kıymeti gün geçtikçe yeniden anlaşılıyor!

abdulhamid

*En üstteki foto Sultan Abdülhamit Han’ın “El Gazi” tuğrasıdır. 

 

Tags: ,

Ethereal Portable

etherealEthereal ağ yöneticilerinin eli ayağı. Çok uzun zamandır hem Linux hem de Windows ta kullandığım bu araç, her gün artan paket çözümleme eklentileri ile, doğada bilinen her tür protokolü çözümleyebiliyor.

Ağda herhangi bir tipte veri trafiği arttığında Ethereal ile izliyor ve sorunun kaynağını kolaylıkla tespit ediyorum. Özellikle worm saldırıları, ddos araçları gibi zararlıların oluşturduğu broadcast trafiğini tespit etmekte süper yardımcı. Program ethereal.com adresinde mevcut ve bir çok platform için ücretsiz indirebilirsiniz.

Buraya kadar herşey güzel. Ama programın boyutu 12.4 MB. ve açıldığında 53 MB. gibi bir yer kaplıyor. Zaman zaman PC bazlı izleme yapmam gerektiğinde her PC ye install etmem gerekiyor bu da çok zaman alıcı bir işlem (+5 dk zaman kaybı).

İşte tam bu noktada ethereal programının ticari markası? (bence öyle duruyor) wireshark devreye giriyor. wireshark geliştiricileri buraya portable koymuşlar. Ancak winpcap in her çalıştırma öncesinde kurulması gerekiyor.

Tam taşınabilir bir ethereal aramalarım da sonuç vermeyince winpcap kodları ile biraz oynayarak önce winpcap i portable hale getirdim. Sonra da ethereal i portable etmek çok zor olmadı.

Vakit buldukça pcap ile çalışan diğer programları da (nmap gibi, hatta frontend i umit ile birlikte olabilir) portable edeceğim.

Lütfen başka bir yerlerde çalışan ethereal portable bulursanız bana haber verin.

Portable ethereal Windows 2000, XP ve 2003 te sorunsuz test edildi. Lütfen Vista testi yaparsanız sonucunu bildirin.

Dosya İsmi: EtherealPortable.exe
Versiyon: ethereal-setup-0.99.0
Boyut: 16.2 MB.
Lisans: Programın bütün hakları ethereal.com / wireshark.org a aittir.
Kullanım: Çift tıklatılarak kullanılır ;)

Tags: , , , ,