Archive for the 'Uncategorized' Category

Doodle 4 Google

Memlekette öğrencilere “özgüven aşılama” konusundaki sıkıntılarımız herkesin malumu.
Temelde bu “sıkıntıyı” aşmak için farklı yöntemler denenmekte..
İşte onlardan birini de google yapmış,
Google yapar da ses getirmez mi?
Yalnızca Amerika da ilk ve orta düzeyli okullarda bir yarışma düzenlemişler.
Doodle 4 Google adı ve “dünyadan ne istiyoruz” konusu ile..
4 yaş gurubundaki logo tasarım yarışmalarında o kadar orijinal fikirler ortaya çıkmış ki,
Bir dünya vatandaşı olarak oy vermemek elde değil…
Sonuçta organize eden Google olunca ve “adam olacak çocuklar” yarışınca hayran olunası bir organizasyon doğmuş…
İçlerinden özellikle biri var ki, 8 yaşında bir çocuğun böylesi bir illüstrasyon yapmasına şapka çıkartılır,
Çocuk “one world, one god” ana fikri ve “yaratıcı katında hepimizin eşit olduğu” teması ile çizmiş logoyu..

Yukarıdaki adresten tüm çalışmaları görebilir ve oy verebilirsiniz.

DAS_3_CO

 

 

 

 

 

 

 

 

Teşekkürler Tübitak destekli pecya

PecyalogoTübitak, yaptığı / desteklediği bilimsel çalışmalar ile her geçen gün bizi daha da gururlandırıyor. Özellikle ülkemizin ihtiyaç duyduğu ancak maddi getiri beklentisi yüksek olmayan çalışmaları gerçekleştirmesi / gerçekleştirenlere öncü olması ve kamu yararına çalışmaları ile gelecek için de umut vadediyor.

İşte bu çalışmalardan biri de pecya Tübitak destekli geliştirilen çalışma , “Kaybettiğinizi sandığınız tüm bilgiler” sloganı ile yola çıkan siteyi temel kullanım için ücretsiz üyelik gerekli. Üye olup giriş yaptığınızda sizi, ücretsiz süreli yayınlar karşılıyor, ayrıca bir çok yayını ücretini ödeyerek okuyabiliyor ve bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz.

Zaman içerisinde daha da geliştirileceğine inandığım (hem yazılım, hem arabirim hem de veritabanı olarak) siteye yayın hayatında başarılar diliyorum.

 

Alanya’ya Hoşgeldim

Büyükşehir’de zaman öyle hızlı akıyor ki…
Trafik, kalabalık, karmaşa, günlük stresler.
Derken.. bir bakıyorsunuz makineleşmişsiniz,
Koşa koşa işe gitme, sabah erken kalkıp işe yetişme,
Eve dönünce günün yorgunluğundan yığılıp kalma…

Tüm bunları geride bırakabilmek amacı ile, her yaz muhakkak uğradığım, her uğradığımda kendimi rahat hatta memleketimde hissettiğim bir yere, Alanya’ya yerleşme kararı aldım..

Yaklaşık 2 haftadır yerleşiğim, evim şehir karmaşasının, gürültü ve kalabalığının biraz dışında, şu anda akşam serinliğinde bu yazıyı yazarken, “oh be” demekten kendimi alamıyorum :)

Ve kendi kendime, “Alanya ya hoşgeldim” diyorum!

 Not: Nexeye ve yan ürünleri olan network tabanlı yazılımların çekip çevirilmesi ve geliştirilmesinin devam ettirilmesi öncelikli olarak, network tabanlı yazılım teknolojileri konularında çalışmaya -umarım- daha süratle devam edeceğim.

Çek bir gazlı içecek!

Biraz önce posta kutuma bir e-mail geldi.
İçeriği özetle şöyle; Bir Filistinli kardeşin canlı bomba olması ihtimali üzerine İsrailli askerler tarafından göz altına alınışı ve kelepçelenmesi kare kare fotoğrafa alınmış ve altına etkileyici cümleler yazılmış. Ve bu e-mailin iletilmesi istenmiş. Buraya kadar herşey normal, günlük telaşlardan unuttuğumuz insanlığımızı -bizi biraz sallayarak da olsa– hatırlatmak üzerine yapılmış faydalı bir çalışma.

Ama e-mail devam ediyor. “Bilmemne gazlı içeceğini alarak bu zulme ortak olduğunuzu biliyor musunuz?” diye devam eden ve gazlı içecek firmasının gelirlerinin doğrudan İsrail’e aktarıldığını delilleriyle göstermek isteyen ikinci bölüm karşınıza çıkıyor.

İşte tam bu noktada durmak lazım!

Bu e-maili gönderen adamın hedefini sorgulamak gerekli çünkü. Acaba bu kişinin amacı ne? Gerçekten Filistin sorununa dikkat çekmek mi? Yoksa bilmemne gazlı içecek firmasını kötülemek hatta alternatiflerine dikkat çekmek mi? Yoksa birileri Filistin sorununu mu kullanıyor?

Filistin i kullanmak, Filistin le olan din kardeşleğimizi kullanmak, bunu insani ögelerle süslemek yolu ile bir çok kutsalı sömüren insanlar acaba bu yaptıklarının yanlışlığının bilincindeler mi?

Hayır hayır, hiç sanmıyorum, cepler dolsun da, gerisi bahane, eğer bu gibi kampanyalarda samimi olsalar, “gelirimizin yüzde bilmemkaçını Filistin e aktarıyoruz!” demeleri gerekmez miydi?

Son 5 senede ülkemizde ciddi bir din baron’ ları sınıfı türediğinin farkında mısınız? Ticaret hayatının tüm gerekliliklerini -hiç bir kritere bakmadan- yerine getiren (hatta bu uğurda temel dinamiklerimizi alet olarak kullanan) lafa geldiğininde “mangalda kül bırakmayan” ancak gösterişli ramazan davetleri gibi reklamdan öte gitmeyen aktiviteler dışında entellüektel altyapısı ve çalışması bulunmayan bir sınıf.

4X4 ile sokakta fink atarken Filistin li kardeşimin durumunu düşündü mü acaba bu insan-cık. Bindiği araba üreticisinin gelirlerinin de İsrail e gönderildiğini düşündü mü? (Yok yok henüz otomotiv sektörüne girmediler, yakında girerlerse o araç üreticilerinin de israil e çalıştığı akıllarına gelir, hiç meraklanmayın) Ya da üzerindeki Vakko marka takım elbisenin gelirlerinin kime gittiğinin farkında mı? (bkz biz museviler patronuz siz türkler işçisiniz )

Memleketimizin “köylü zihniyetli” insanları, o gazlı içeceği içerken büyük bir huşu, huzur ve ibadet hissi ile dolarlar, çünkü boykot ettikleri o gazlı içecek ile israil e yardım etmemişlerdir.

Köylü zihniyeti üzerinde uzun uzun durulası bir konu, ama bu konuyu en iyi tahlil edenlerden biri de Mehmet Şevket Eygi galiba.

Vesselam.

Edit:

http://site.mynet.com/mavidus_44/mynet_resimlerim/cola.jpg 

e-mail de gelen Bu adresteki resim sanki gazlı içecek firmasının reklamıymış gibi gösterilmiş, ancak gerçekte araştırma yapıldığında bu resmin geniş bir organizasyonun boykot reklamlarından biri olduğu anlaşıldı. Böylece olaya iftira da eklenmiş oldu. Bilgilerinize..

Büyük Fethin 555. Yıldönümü, Kutlu Olsun!

Bundan 555 yıl önce, 29 Mayıs 1453 günü, Fatih Sultan Mehmet Han ve kutlu ordusu, “insanları zulümden kurtarmak, hakkı ve adaleti yaymak” için, İstanbul’u fethederek Ortaçağı kapatıp Yeniçağ’ı açtılar,

Bu kutlu fetih gününü hakkıyla anlamak, yaşamak ve yaşatmak dileği ile,

Fethiniz kutlu olsun!

Fetihs-1 Fetihs-2 Fetihs-3 Fetihs-4 Fetihs-5

(Lütfen 15 dakikanızı ayırıp, resimlerin üzerine tıklatarak belgeyi okuyunuz)

fetihm-1.jpg (137 KB)

fetihm-2.jpg (158 KB)

fetihm-3.jpg (167 KB)

fetihm-4.jpg (157 KB)

fetihm-5.jpg (183 KB)

Cell-Su’nun Büyük Başarısı

Mebprojelogo1Milli Eğitim Bakanlığı 2007–2008 Proje Yarışmasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri alanında Bursa Demirtaşpaşa Teknik Lisesi öğrencileri nin hazırladığı Cell-Su projesi Türkiye 3. sü olarak büyük bir başarıya imza attı.

Pirigroup olarak telemetri cihazları ve teknik olarak destelediğimiz Cell-Su projesinin büyük başarısı ile gururlandık. 

Projenin amacı, “Küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan susuzluktan etkilenebilecek okulların online tespiti, susuz kalma durumunda olan okullların durumunu internetten merkezi olarak takip etmek. İnternetten Merkezi Planlama ve Koordinasyonu sağlayarak eğitimin aksamasını önlemek.”

 

Projenin hedefleri,
1. Okul depolarındaki su miktarının online takibi,
2. Su takviyesi yapılacak okulların önceden otomatik olarak tespit edilmesi,
3. En az ve en çok su kullanan okulların (öğrenci sayılarına göre) tespiti ve duyurulması,
4. Okullardaki diğer normal dışı durumların (don olayı vb.) kontrol edilebilmesi,
5. Normal dışı su tüketimi ve kaçaklarının online tespiti,
6. Projenin enerji sarfiyatının az olması, kablosuz iletişim sağlaması,
7. Cep telefonu teknolojisinin kullanması ve uzaktan müdahaleye imkan vermesi,
8. Online bilgilendirmelerin aynı zamanda SMS ile yapılabilmesi,
9. Su takviyesi yapılan okulun anında tespit edilmesi,
10. Okul ana deposuna su takviyesi yapılmasıyla birlikte otomatik olarak diğer bina üzerindeki veya farklı yerlerdeki depolara su pompalaması ve depolar dolduğunda motoru durdurması, (bu işlemlerin online haberleşmeyi sağlayan cihazlarla yapılması)
11. Sistemin Cep telefonu teknolojisini kullanması ve GPRS yöntemiyle bilgi göndermesi maliyetinin düşük olması,
12. Okulda su kaçağı olduğunda internet üzerinden hattaki suyu kesebilme özelliği olması,

 

Continue reading ‘Cell-Su’nun Büyük Başarısı’

Ara Tatil

Ara tatilde Konya ve Antalya’daydık. Konya da kara yakalanıp birkaç gün mahsur kaldıktan sonra, Torosları geçer geçmez güneşin sıcak yüzü kendini göstermeye başladı. 4 Şubat’ta Belek böyleydi.

Belek

Bir taraftan güneş banyosu yapıp diğer taraftan Beleğin kış sakinliği ve güzelliğinin tadını çıkardık.

6 Şubat Sabahı saat 07 sularında Alanya böyle gözüküyordu:

A2t

Oysa televizyonlar tipi ve kardan, kapanan köy yollarından ve araç sürücülerinin zincirsiz-çekme halatsız yola çıkmamalarından bahsediyorlardı. O günün öğleninde sıcaklık 20 derece dolaylarında idi.

Ve güneşin batışı, Alanya, sessizlik, biraz hüzün kokulu ama ne olursa olsun haz verici bir görünüm

A3t

Tatil bitip de yeniden Bursa ya dönmek, puslu bir havayla karşılaşıp hemen arkasından kar görmek pek de hoş olmadı :) +

 

Bana Abdülhamid ini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

tugraNecip Fazıl Kısakürek, Ulu Hakan II. Abdülhamid Han adlı eserini böyle bitirmiş:

Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır.

1. Onun nazarında Sultan Abdülhamid’e aydınların nasıl baktığına göre, bakanların dünya görüşleri, ufukları, ufuksuzlukları, tarihimize ve bugünümüze dair neler düşündükleri ve teklif ettikleri rahatlıkla tespit edilebilirdi. Velhasıl, ‘Bana Abdülhamid’ini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!’ sözüyle özetlenebilir onun görüşü. Dolayısıyla Necip Fazıl’ın “Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır” tespitini bir milletin ‘kimlik teşhisi’ çabası bağlamında anlamak gerekmektedir.

2. Chicago’da 1893 yılında düzenlenen Dünya Fuarı’na davet mektubu gelmesi üzerine Abdülhamid’in hükümete, fuara katılma emrini vermesidir. Ama hangi şartla? Abdülhamid’in Oryantalizmin Osmanlı’ya bakışındaki tahkir ve tezyif edici bakışa nasıl bilinçli bir şekilde direndiğini bu şarttan anlıyoruz. Onun TRT’nin son Eurovision şarkı yarışmasında yaptığı gibi Oryantalizmin bize layık gördüğü imajı gönüllü olarak giymek ve Mevlevi “göstericileri”ni artık manası iyice fersudeleşmiş birer rakkas (ve rakkase) gibi takdim ederek puan toplamaya çalışmak tavrından iğrendiğini görüyoruz. Nitekim fuarda İslâmın sembolü olan bir caminin yanı sıra Osmanlı ürünlerinin satıldığı bir kapalı çarşı maketinin yapılmasını istemiştir. Mevlevi dervişlerinin sema gösterisi teklifine ve camide namaz kılan Müslüman konu mankenlerinin ’sergilenmesi’ teklifine ise karşı çıkmıştır. Cami, kimlik göstergesi olarak vardır ama Osmanlılar sadece seyirlik bir nesne değil, harıl harıl çalışıp üreten kanlı canlı birer öznedir bu mantığa göre. Böylece Sultan II. Abdülhamid’in 1893′lerde Mevlevilerin sema gösterisi karşısında gösterdiği şuurlu direniş, 2006 Türkiye’sinde eski “İslamcı”, yeni “Muhafazakâr Demokrat” yönetim taratından Mevlevi ekibinin Avrupa’ya bir şirinlik muskası şeklinde sunulması laubaliliğine gelip dayanmış bulunmaktadır.

3. Pasteur, kuduz aşısını 1885 yılında uygulamaya koymuştur. Sultan Abdülhamid, haberdar olur olmaz İstanbul’da bir Kuduz Hastanesi (Dârii’l-Kulb Tedavihanesi) açılması için harekete geçmiş ve hastane iki yıl içerisinde inşa edilmiştir. Aynı zamanda “Evliya” lakabıyla tanınan ilk mikrobiyologlarımızdan Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey (1839-1896) -ki Türkçe tıp eğitiminin gerçekleştirilmesinde büyük emeği geçmiştir- 1886 yılında, kuduz aşısının bulunuşundan hemen bir yıl sonra Zoiros Paşa ve Veteriner Hüseyin Hulki beylerle birlikte Paris’e gönderilerek Pasteur Ens-titüsü’nde çalışmış, döndükten sonra da Kuduz Hastanesi’nde görev yapmıştır. Pasteur’ün yanında yapbğı çalışmalar hemen semeresini vermiş ve Hüseyin Remzi Bey, 1888-89′da Kuduz Aşısı adlı bir kitap yazarak hem Paris’de gördüklerini anlatmış, hem de aşı hakkında ülkemizde ilk bilimsel bilgileri vermiştir.

Mustafa ARMAĞAN’ın “Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı” isimli kitabından yapılan 3 alıntı, Sultan’ın dünya görüşünü açıklaması bakımından bana bir hayli manidar geldi. Bir dizideki Abdülhamid’e suikast gerçekleştirmeye çalışan “Delikanlı Mustafa” ve baskıcı Abdülhamid portresi ve resmi kitaplardaki Abdülhamid Han imajının tekrar üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.

Olayın özünde, 100 yılı aşkın süredir şu çekişme yatıyor. “Bana Abdülhamid ini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” Benim bildiğim Abdülhamid Han işte yukarıda küçücük 2 anekdot tan bile anlayabileceğiniz Sultan Koca Abdülhamid Han’dır. Ne mutlu bizlere ki, han’ımızın kıymeti gün geçtikçe yeniden anlaşılıyor!

abdulhamid

*En üstteki foto Sultan Abdülhamit Han’ın “El Gazi” tuğrasıdır. 

 

Tags: ,

Pi The Movie

pi 1998 yılında vizyona girdiğinde bu filmi izlemeliyim dediğim halde çok kısa süre vizyonda kaldığı (muhtemelen gişe basarısı çok düşüktü) için izleyemeyip nerede CD ya da DVD görsem saldırıp, “Pi isimli film siz de var mı” dediğimde “o ne?” cevabı aldığım Pi filmini Darren Aronofsky yönetmiş.

Geçenlerde nilland de gezinirken pi the movie’yi bir anda karşımda görünce “Çelebi” lerden olan uploader i yakalasam öpecektim. Türkçe altyazılı MP4 kalitesindeki filmi hemen indirdim. (Böylesine bir yapımın DVD sini bulsam alacağım ama nerde..)

1 kişi etrafindan dönen üstelik siyah beyaz çekim bir filmi cazip kılan ne olabilir: 

Film söyle başlıyor:

12:45 – Varsayımlarımı tekrar ediyorum.
1. Matematik doğanın dilidir.
2. Etrafimizdaki her şey sayılarla tanımlanablir ve anlamlandırılabilir.
3. Herhangi bir sistemdeki sayıları grafikle gösterirseniz şekiller ortaya çıkar.

Borsadaki dalgalanmaları sayılarla izah etmeye çalışan bir Matematikçi, günün birinde 216 karakterli bir sayı dizisi bulur ve bulduğu sayının hatalı bir işlemden kaynaklandığını düşünerek sayıları gözardı eder. Ancak hem Wall Street hem de dindar yahudiler bu sayıların peşindedir.

Filmi beğenenler Aronofsky nin son filmine (The Fountain) bir şans verebilirler.

pi

 

 

Web Tabanlı Virüs Tarama

Bilgisayarıma bir çok geçerli nedenden antivirüs programı kurmuyorum. Ama zaman zaman malum nedenlerden pek te güvenli olmayan sitelerden dosya indirmek zorunda kalıyorum.

Bir çok bilgisayarda ise ancak bir antivirüs programı kurulu olabiliyor. Her antivirüs programının da kendine göre üstünlükleri var.

Web tabanlı virüs tarama siteleri, web üzerinden upload edilen dosyaları, genellikle Linux tabanlı sisteme kurulu onlarca antivirüs programına yönlendirerek her bir güncel programın gönderilen dosyaya karşı tepkisini ölçerek kullanıcıya rapor halinde sunuyorlar.

Bu sitelerden uzun zamandır kullandığım http://virusscan.jotti.org/ sitesi çok yoğun olması ve bazen bir tarama için dakikalarca bekletmesi dışında bünyesinde bulundurduğu F-prot, NOD32, kaspersky Antivirüs gibi popüler antivirüs programları ile tatmin edici raporlar üretiyor.

 

Bir kaç gün önce tesadüfen keşfettiğim http://www.virustotal.com/ sitesi ise henüz çok yoğun olmadığı için tarama yaparken sıra bekletmiyor. jotti ye göre bünyesinde daha fazla antivirüs ürünü bulunduran site daha önce taranan bir dosyaya ait raporu hemen görüntüleyebiliyor.

Bir çok kullanıcının vazgeçilmezi Norton Antivirüs ise maalesef sadece Windows tabanlı çalışabilmesi nedeni ile bu sitelerde bulunmuyor.

Eğer bir packer ınız varsa ya da bir packer ın çeşitli özelliklerini taklit eden bir programınız varsa bu program ile pack ettiğiniz dosyanın virüs programlarınca ne tepki verdiğini ölçmek için bu servisler ideal.